Tokat Depremleri: Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Tetiklenme Olasılığı Yok!

AFAD Deprem Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fikret Koçbulut, Buğdaylı Fayı’nın 6 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğini, yapı stoku zayıf köylerde ve bölgelerde hasara yol açabileceğini söyledi.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Koçbulut, AA muhabirine, Tokat’ın Sulusaray ilçesinde meydana gelen depremlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bölgedeki faylara ilişkin bilgiler veren Koçbulut, Almus Fay Zonu’nun Tokat’tan geçip Kazova’nın güneyi ve kuzeyini sınırlayarak Zile’ye doğru uzandığını belirtti.

Bölgedeki bir diğer fay hattının ise Niksar’ın güneyinden ayrılan “Niksar-Erbaa-Kırıkkale Fay Zonu” denilen Sungurlu Fay Zonu’nun olduğunu anlatan Koçbulut, “Bir de Ezinepazar-Sungurlu Fay Zonu var. Bunlar, Kuzey Anadolu Fay Zonu’ndan ayrılan splay faylardır (ana zondan ayrılmış fay).” dedi.

Daha önce Amasya Hamamözü ve Çorum Laçin civarında yine buna benzer 5 ve 5’in üzerinde depremler olduğunu anımsatan Koçbulut, “Bu deprem (Tokat’ta 5,6 büyüklüğündeki deprem), en güneydeki splay değil de onun da daha altında yaklaşık kuzeydoğu-güneybatı ya da doğu-batı yönlü uzanan 20-25 kilometre uzunluğundaki Buğdaylı Fayı üzerinde meydana gelen bir depremdir.” diye konuştu.

“ÜRETEBİLECEĞİ EN BÜYÜK DEPREM 5,6 VEYA 6’YA KADAR OLABİLECEK”

Koçbulut, Buğdaylı Fayı’nın aktif olduğunu bu depremde gördüklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

“4,7, 4,4 ve 5,6 büyüklüğünde depremler meydana geldiyse tabii ki Buğdaylı Fayı aktivitesini bize göstermiş oldu. Bir fay hattının deprem üretme aralığını paleosismoloji çalışmalarıyla ortaya koyabiliriz. Şu anda literatürde Buğdaylı Fayı üzerinde yapılmış bir paleosismoloji çalışmasını bilmiyorum. Faya dik yönde hendekler kazarak, bunun üzerinde yüzeyi kırabilecek kadar bir deprem ürettiyse bunun olaylarını yüzey kırığında görebiliriz ancak Buğdaylı Fayı için bu mümkün olmayabilir çünkü üretebileceği en büyük deprem 5,6 veya 6’ya kadar olabilecek. Uzunluğuna bakarsanız ve üzerindeki hareket miktarı milimetre düzeyinde. Buna baktığınız zaman zaten bunun üzerinde yüzeyi kırabilecek bir deprem üretme durumu yok. Biz bunun üzerinde paleosismoloji çalışması yapsak bile böyle bir kırık görebilir miyiz bu şüphelidir. Geçmişte daha büyük bir deprem üretmiş olabilir.”

Son depremin, Almus Fay Zonu’nun daha güneyinde Kadışehri ile Sulusaray arasında meydana geldiğini dile getiren Koçbulut, “Bu depremlerin yılda 2,5 santimetrelik hareket ortaya koyan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nı tetikleme olasılığı yok. İnsanlarımız bu açıdan tedirgin olmasınlar.” dedi.

“SPEKÜLATİF HABERLERE KİMSE İNANMASIN”

Koçbulut, Sivas’ta da insanların 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından en ufak yer sarsıntısında paniğe kapıldıklarını belirtti.

Tokat’taki depremlerin ardından sosyal medyada “Sivas’ta 7 büyüklüğünde deprem olacakmış” şeklinde söylentiler ortaya çıktığını anlatan Koçbulut, “Bunu kimse söyleyemez, bu konuda vatandaşlarımız rahat olsunlar. Sosyal medyada yapılan spekülatif haberlere kimse inanmasın, AFAD’ın açıklamalarını beklesinler.” diye konuştu.

Koçbulut, Buğdaylı Fayı’nın yaklaşık 20-25 kilometre uzunluğunda olduğuna dikkati çekerek, bu fayın Sulusaray, Kadışehri, Çekerek gibi 3-5 ilçe ve köylerini etkileyebileceğini söyledi.

Bu fayın yapı stoku zayıf yapılarda hasara yol açabileceğini ancak sağlıklı yapılarda yıkım yapmasının zor olduğuna değinen Koçbulut, “(Tokat’taki deprem) Yıkılan binalar 3-5 ahırla bir caminin minaresinin alemi. Yapı stoku zayıf yapılar. Bunlar normalde de en ufak sarsıntıda yıkılabilecek binalar.” ifadesini kullandı.

Koçbulut, Buğdaylı Fayı’ndaki sarsıntıların deprem yönetmeliğine uygun yapılarda ciddi soruna yol açmayacağını, sadece yapı stoku zayıf kerpiç evlerin, bakımsız ve sağlıksız yapıların bulunduğu bölgelerde hasar oluşturabileceğini vurguladı.

Türkiye’de özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fay Zonu ve Batı’da Tuz Gölü’ne kadar olan bölgede ana kütlenin oturmasına bağlı olarak depremlerin meydana geldiğini belirten Koçbulut, şunları kaydetti:

“Özellikle Malatya’da, Göksun’da, Yeşilyurt’ta, Gürün’de ve Kayseri İncesu’da depremler olmuştu. Daha sonra kuzeye doğru geldi ve Sulusaray’da oldu. Bu ana kütlenin oturmasına ve hareketinin yerleşmesine bağlı olarak bu büyüklükte ve bundan küçük depremler olabilir ama bağımsız olarak daha büyük depremler olacaksa bunlara bağlı olmaz. Onlar kendi fay segmentlerinin uzunluğuna ve üzerindeki harekete bağlı olarak meydana gelebilecek depremlerdir. Bunu da bütün bilim insanları söylüyorlar. Örneğin Hakkari bölgesinde böyle bir yer bekliyoruz. Erzincan’ın doğusunda Karlıova’ya kadar Yedisu Fayı’nda ve İstanbul’da bekleniyor. Bunların aralıkları paleosismolojik çalışmalarla ortaya konulmuş ve artık o süresi dolmuş. Yani ‘deprem ne zaman olur, yarın olur’ diyemeyiz ama bundan sonraki süreçte deprem üretme potansiyeli olan faylar bunlar.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx